DÜNYADAN GİRİSİMCİLİK HABERLER SÖZLÜK

Arama motoru denince ilk akla gelen firma GOOGLE

 

Google, dünyanın en büyük arama motorlarından birisidir. Rusya ve Çin gibi birkaç ülke dışında Dünya’nın neredeyse her yerinde arama motoru alanında tartışmasızı lider konumdadır. Her gün deva veri merkezleri üzerinden, her gün milyarlarca kullanıcının sorularını yanıtlıyor.

Sokaktaki insanlardan dünyanın en büyük firmalarına kadar, merak ettikleri her konu ya da başlıkta Google’yi kullanmaktadırlar.  Bazı kullanıcılar için Google demek  internet demek anlamına gelmektedir. Tarayıcınızı açtığınız zaman ilk girdiğiniz site genellikle Google oluyor. Çoğu kullanıcı arama yapmadan önce google görerek arama yapmayı tercih etmektedir. Onun arama motoru değil de internet tarayıcısı olduğunu düşünen insanlar da azımsanamayacak düzeydedir.

Stanford Üniversitesi’ine öğrenim görüyorken; ABD’li bilgisayar mühendisleri Larry Page ve Sergey Brin ismindeki girişimciler ortak bir arkadaşları tarafından tanıştırıldıklarında bir birlerinden hiç haz etmemişler. Katıldıkları toplantılarda bu gerçeği itiraf etmekten çekinmeyen iki girişimci, ilk tanıştıklarında sık sık kavga eden iki okul arkadaşıydı. Bu kavgalar aslında ikilinin fantastik fikirlerini gerçeğe dönüştürecek yeni projeler doğurmasına neden oldu.

Peki, bu muazzam çarkın arkasındaki felsefe nedir? Bu arama motorunu geliştirerek kusursuz bir şekilde işlemesini nasıl başardılar? Dünya tarihinin belki de en başarılı firmasının gelecek için planları nedir?

Google, yaratıcı çözüm ve yöntemleriyle kısa bir sürede AltaVista ve Yahoo gibi rakiplerini geride bırakmayı başardır. Rakipleriyle karşılaştırıldığında başlangıçtaki başarısının en önemli sırrı internette aramaya çok daha farklı bir felsefeyle yaklaşmasıydı. İnternet aramaları için kullandığı yöntemlerin temelini ise bu felsefeyle örülen PageRank algoritması oluşturuyordu. PageRank sayesinde internet dünyasında gönden güne daha fazla tanınmayı başaran google’in personel ve donamın ihtiyaçları her küçük firmada olduğu gibi zamanla artmaya başladı. Yine de 2001’e gelindiğinde yani firmanın kurulmasının üzerinden üç yıllık zaman geçmesine ve günde 70 milyon sorgulama seviyesine ulaşılmasına rağmen hedeflenen kazanç elde edilemiyordu. Bu durum yatırımcıların giderek sabırsızlanmasına ve Google’nın bazı yatırımcılar açısından cazibesini yitirmesine yol açmıştır. Öyle ki bazı yatırımcılar Google ile yollarını ayırmayı düşünmeye başlamış, hatta kendi aralarında Google üzerine şakalar yapar olmuştu. Bunlardan en çok hatırlananı, Google’a milyonlarca dolar harcayan bir yatırımcının o güne dek  kendisine  sadece  Google logolu bir tişört verildiğini  yani kendisinin  dünyanın  en  pahalı tişörtünü  giydiğini anlatmasıydı.

Milyonlarca sorgulama yapılmasına rağmen arama motorundan para kazanılamamasının en temel nedeni o dönemde internetten para kazanma oranları düşüktü. Teknoloji devleri Microsoft, IBM gibi devlerin neden hâla bu alandan uzak durduğu anlamak hiç te zor değil.  Google da kuruluşundan bu yana kendini kısa vadede ancak reklamlar üzerinden finanse edebileceğini biliyor, fakat bunun tam olarak nasıl yapılması gerektiğini kestiremiyordu. Hangi reklamlar kimlere ne sıklıkta gösterilecekti, sorgulama sırasında görüntülenen reklamların yapılan sorgulamayla bağlantılı olması nasıl sağlanacaktı, bu reklamların kullanıcıları rahatsız etme olasılığı var mıydı, en ideal reklam formatı ne olabilirdi gibi… Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre oluşturulan AdWords adlı reklam projesi, 2000 yılının Ekim ayında kullanıcılara sunulmaya başlandı. Sonuç Google için bile şaşırtıcıydı; bireysel kullanıcılardan Co- ca Cola gibi dev kuruluşlara kadar hemen hemen tüm kullanıcılar, bu yeni nesil internet reklamcılığını çok sevmiş ve bu sayede Google’ın banka hesapları gittikçe kabarmaya başlamıştı. Google hiçbir bilişim devinin yapamadığını yapmış, internetten para kazanmanın yolunu bulmuştu. Artık geriye, bu sırrı mümkün olduğunca uzun süre saklamak ve hâlâ internetten para ka- zanmanın imkânsız olduğunu düşünen devleri uyandırmamak kalmıştı. Gerçekten de, internet reklamcılığından kısa bir sürede kazandığı servetin büyüklüğü Google’ın tarihinde en iyi sakladığı sırlardan biri oldu. Firma 2004’te borsaya girince sırrı da anlaşıldı, ama o arada rakipleriyle arasını iyice açmıştı bile.

images (3)

Geçmişten günümüze gelecekte de rakipsiz

Google giderek artan reklam gelirleri sayesinde artık yatırımcılara ihtiyaç duymadan da personel ve donanım ihtiyaçlarını karşılayabiliyordu. Baştan beri zaten kadrosunda olan Erich Schmidt, Amit Singhal, Marissa Meyer gibi isimlerin yanı sıra Sheryl Sandberg, Peter Norvig, Sebastian Thrun ve Andy Rubin gibi ünlü başka isimlerin de kadroya katılmasıyla Google 2000’li yılların ikinci yarısına hayli güçlü bir şekilde girdi ve başarıdan başarıya koşmaya başladı. 2010’lu yıllara gelindiğinde ise dünya arama motoru piyasasındaki yerini çoktan perçinlemişti bile. Google artık arama motoru dışında diğer uygulamalarıyla da günlük hayatımıza girmiş durumda:  Gmail, YouTube, Google Harita, Google Takvim, Google Çeviri, Google Chrome, Android gibi uygulamalar günümüzde internet kullanıcılarının neredeyse olmazsa olmazı. Sabah uyandığımızda veya işe gittiğimizde genelde ilk işimiz akıllı cep telefonlarımız üzerinden e-postalarımıza bakmak veya yine Google arama motoru üzerinden internette bazı sorgulamalar yapmak. Bir sorumuza tatmin edici cevap bulamadığımızda da genelde çoğumuzun aklına bu sorgulamayı Yahoo, Yandex veya Microsoft Bing gibi başka bir arama motorunda yapmak yerine yeniden formüle edip yine Google’da yapmak gelir.

Pek de haksız sayılmayız, çünkü yapmak istediğimiz sorgulamaları kendiliğinden tamamlamasıyla, eş anlamlı kelimeleri birbirinden ayırt edebilmesiyle ve belki de internet dünyasının en geniş kapsamlı veri birikimiyle Google rakipleriyle karşılaştırıldığında en azından şimdilik alternatifsiz. Olağanüstü bir gelişme yaşanmadıkça da bunun önümüzdeki yıllarda da aynen böyle olacağı düşünülebilir, çünkü artık yeni kurulacak bir arama motorunun 1998’de kurulmuş ve o tarihten bu yana internette var olan hemen hemen tüm verileri en modern yöntemlerle tespit edip diğer verilerle de kombine ederek hafızasına kaydetmiş olan Google’ın veri ve bilgi hacmine ulaşması pek  mümkün görünmüyor.

Kaynak: Tübitak

Yorum yaz